
Akademik kadrolara atanma süreçlerinde temel ilke, bilimsel liyakat çerçevesinde objektif ve tarafsız bir değerlendirme yapılmasıdır. Bu sürecin en kritik aşamasını ise jüri değerlendirmesi oluşturmaktadır. Jüri üyelerinin tarafsızlığına gölge düşüren her türlü durum, yapılan işlemlerin hukuka uygunluğunu tartışmalı hale getirmektedir. Danıştay 8. Dairesi’nin konuya ilişkin kararları, bu hususta önemli ve yol gösterici ilkeler ortaya koymaktadır.
Danıştay 8. Dairesi’nin 2023/5305 Esas ve 2025/3075 Karar sayılı kararında jüri tarafsızlığına dair oldukça net bir tespit yapılmıştır:
"Uyuşmazlıkta; davaya konu doçent kadrosuna atama başvurusunu değerlendirmek üzere oluşturulan jüride, kadroya atanan Doç. Dr. … ile jüri üyesi Prof. Dr. …’un uluslararası hakemli dergide yayımlanan 2017 tarihli 1 makalede ve ulusal bilimsel toplantılarda sunulan ve bildiri kitaplarında basılan 3 adet bildiride ortak çalışmalarının bulunduğu görüldüğünden, oluşturulan jürinin objektif ve tarafsızlık kriterlerini taşımadığı anlaşılmaktadır."
Danıştay 8. D. · E. 2023/5305, K. 2025/3075Bu kararda açıkça görüldüğü üzere, aday ile jüri üyesi arasındaki akademik iş birliği, jürinin tarafsızlığını ortadan kaldıran bir unsur olarak değerlendirilmiştir.
Benzer şekilde Danıştay 8. Dairesi’nin 2023/406 Esas ve 2024/4822 Karar sayılı kararında ise şu ifadelere yer verilmiştir:
"Bu bağlamda somut olaya bakıldığında; dava dosyasında yer alan müdahilin yayınlarına ilişkin listede jüri üyesi olarak görevlendirilen Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi … Anabilim Dalı … ile anılan kadroya atanan kişinin ortak akademik faaliyetlerde bulunduğu ve yayınlar yaptığı anlaşıldığından anılan jüri üyesi tarafından yapılan akademik değerlendirmenin tarafsız, objektif ve denetlenebilir olmadığı sonucuna ulaşılmıştır."
Danıştay 8. D. · E. 2023/406, K. 2024/4822Bu karar da, ortak akademik faaliyetlerin varlığını tek başına tarafsızlık ilkesini ihlal eden bir unsur olarak kabul etmekte ve yapılan değerlendirmenin hukuki geçerliliğini ortadan kaldırmaktadır.
Danıştay’ın yukarıda yer verilen kararları birlikte değerlendirildiğinde; akademik kadro atamalarında jüri üyelerinin adaylarla geçmişte ortak akademik çalışma, yayın veya bilimsel faaliyet yürütmüş olmalarının, değerlendirme sürecinin tarafsızlığına zarar verdiği açıkça ortaya konulmaktadır.
Bu bağlamda Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına göre; aday ile ortak akademik çalışması bulunan kişilerin jüri üyesi olarak belirlenmesi halinde:
Dolayısıyla, söz konusu aykırılık yalnızca jüri aşamasında kalmayıp, nihai işlem olan atamanın iptali sonucunu doğurmaktadır.
Danıştay 8. Dairesi’nin kararları, akademik atama süreçlerinde tarafsızlık ilkesinin mutlak surette gözetilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Aday ile jüri üyesi arasında geçmişe dayalı akademik iş birliklerinin bulunması, değerlendirme sürecinin objektifliğini ortadan kaldırmakta ve yapılan işlemleri hukuka aykırı hale getirmektedir.